Dr. Alper Özbilen: Yapay zekâ, veri ve insansız sistemler savaşın geleceğini şekillendiriyor

Wait 5 sec.

Derin teknoloji uygulamaları, inovasyon yönetimi ve enerji sektörlerinde yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip; uluslararası pazarda farklı şirketlerde yönetim kurulu üyelikleri üstlenen girişimci ve stratejist Dr. Alper Özbilen, Ukrayna’daki savaşın teknolojik gelişmelerden askerî doktrinlere, savunma sanayisinden küresel güvenlik mimarisine uzanan etkilerini Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. Özbilen, QHA Muhabiri Mustafa Koçyegit’in sorularını yanıtladı.Dr. Alper Özbilen, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın modern askerî doktrinleri yeniden şekillendirdiğini belirterek, geleceğin savaşlarında üstünlüğün artık asker sayısı veya ağır silah envanteriyle değil, değişime en hızlı uyum sağlayabilme kapasitesiyle ölçüleceğini söyledi.“SAVAŞ ALANINDA BELİRLEYİCİ OLAN TEK BAŞINA ATEŞ GÜCÜ DEĞİL”Özbilen, günümüz muharebe sahasında üstünlüğün; yapay zekâ destekli karar sistemleri, insansız platformlar, elektronik harp ve gerçek zamanlı veriyi müşterek harekât anlayışıyla bütünleştirebilen tarafın elinde olduğunu söyledi.Cepheden elde edilen verilerin kısa sürede yeni taktiklere ve yazılım güncellemelerine dönüştürülebildiğine dikkati çeken Özbilen, “Bugün savaş alanında belirleyici olan, tek başına ateş gücü değil; rakibinden daha hızlı öğrenebilme ve öğrenileni sahaya aktarabilme kapasitesidir.” dedi.Savaşın ilk günlerinden itibaren değişimi en hızlı okuyabilen ve yeni teknolojileri harekât konseptine en kısa sürede entegre edebilen tarafın avantaj sağlayacağını savunduğunu dile getiren stratejist, “Bu süreç standardizasyonun önemini azaltmadı. Tam tersine, müşterek harekât, lojistik ve birlikte çalışabilirlik açısından standartların vazgeçilmez olduğu bir kez daha görüldü. Ancak gerçek rekabet üstünlüğü, bu standart yapıları korurken aynı zamanda yüksek adaptasyon kabiliyeti geliştirebilen orduların elinde olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.“GELECEĞİN REKABETİ SÜREKLİ GÜNCELLENEN SİSTEMLER“Ukrayna’daki savaşın insansız sistemlerin geleceğin yardımcı unsurları değil, geleceğin temel muharebe platformlarından biri olacağını gösterdiğini belirten Özbilen, Türkiye’ye ve Türkiye’nin en önemli savunma ve teknoloji şirketi olan Baykar’a atıfta bulunarak, savaşın başındaki öncü rölüne ve gösterdiği etkinlikle sonrası süreçlere de ilham kaynağı olmasına vurgu yaptı.İnsansız sistemlerin artık yardımcı değil temel muharebe platformları hâline geldiğini belirten Özbilen, gelecekte insansız hava, kara ve deniz sistemlerinin yapay zekâ destekli karar sistemleriyle aynı ağ içinde görev yapacağını söyledi.Düşük maliyetli platformlarla gerçekleştirilen satürasyon saldırılarının savunma ekonomisini değiştirdiğini vurgulayan Özbilen, rekabetin daha fazla drone üretmekten çok daha akıllı, dayanıklı ve sürekli güncellenebilen sistemler geliştirmek üzerine kurulacağını kaydetti.“UKRAYNA CEPHEYİ AR-GE LABORATUVARINA DÖNÜŞTÜRDÜ”Ukrayna’nın klasik savunma sanayisi anlayışının ötesine geçtiğini belirten Özbilen, cepheyi doğrudan bir Ar-Ge laboratuvarına dönüştürdüğünü söyledi. Mühendisler ile sahadaki birlikler arasında kurulan sürekli geri bildirim mekanizmasının yeni ürünlerin çok kısa sürede geliştirilmesini sağladığını ifade eden Özbilen, bu modelin hem inovasyonu hızlandırdığını hem de kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunduğunu kaydetti.“UZAY, SİBER VE BİLGİ GÜVENLİĞİ AYNI MİMARİNİN PARÇASI”Uzayın artık yalnızca destekleyici bir alan değil, savaşın ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini belirten Özbilen, ticari uydu görüntüleri, uydu internet sistemleri ve açık kaynak istihbaratının (OSINT) operasyonel karar alma süreçlerinden uluslararası kamuoyunun bilgilendirilmesine kadar kritik rol üstlendiğini söyledi.Starlink’in cephede haberleşmenin sürekliliğini, komuta-kontrol faaliyetlerini ve insansız sistemlerin koordinasyonunu desteklediğini ifade eden Özbilen, Maxar ve Planet Labs gibi şirketlerin sağladığı görüntülerin yalnızca devletler tarafından değil, gazeteciler, araştırmacılar ve OSINT toplulukları tarafından da kullanıldığını, böylece savaşın ilk kez milyonlarca kişi tarafından neredeyse gerçek zamanlı olarak doğrulanabildiğini kaydetti.Bu dönüşümün propaganda ve dezenformasyon risklerini de artırdığına dikkati çeken Özbilen, “Artık uzay güvenliği, siber güvenlik ve bilgi güvenliği birbirinden ayrı alanlar değil; aynı güvenlik mimarisinin tamamlayıcı unsurlarıdır.” ifadelerini kullandı.“YAPAY ZEK TEK BAŞINA STRATEJİK ÜSTÜNLÜK SAĞLAMAZ”Gelecek on yıldaki rekabetin tek tek teknolojiler arasında değil, bu teknolojileri en başarılı şekilde bütünleştirebilenler arasında yaşanacağını belirten Özbilen, yapay zekâ, otonom sistemler, uzay teknolojileri ve siber güvenlik gibi alanların birlikte değerlendirileceğini söyledi.Yapay zekânın tek başına stratejik üstünlük sağlamayacağını vurgulayan Özbilen, “Doğru veriyle beslenmeyen ve operasyonel süreçlere entegre edilmeyen hiçbir yapay zekâ sistemi beklenen etkiyi üretemez. Stratejik avantaj, veriyi daha hızlı analiz edip daha kısa sürede operasyonel karara dönüştürebilen ülkelerin elinde olacaktır.” ifadelerini kullandı.UKRAYNA, ADAPTASYONUN VE YENİLİKÇİLİĞİN STRATEJİK ÖNEMİNİ GÖSTERDİÖzbilen, Ukrayna’nın modern askeri düşünceye en büyük katkısının adaptasyon ve yenilikçiliğin ateş gücü kadar önemli bir stratejik kapasite olduğunu göstermesi olduğunu belirtti.“Ukrayna Savaşı, sanayi çağının savaş anlayışı ile dijital çağın savaş anlayışı arasındaki en önemli geçiş dönemlerinden biri olarak incelenecektir.” diyen Özbilen, veri, yapay zekâ, açık kaynak istihbaratı (OSINT), elektronik harp ve çevik inovasyonun ilk kez bu ölçekte birlikte kullanıldığını vurguladı.Özbilen, “Bir ordunun gücü yalnızca sahip olduğu platformlarla değil; değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiği ve öğrendiklerini ne kadar kısa sürede sahaya yansıtabildiğiyle ölçülür.” ifadelerini kullanırken, röportajın sonunda savaşın sona ermesini, Ukrayna’nın egemenliğinin tam olarak sağlanmasını ve işgal altındaki Kırım’da yaşanan haksızlıkların son bulmasını temenni etti.