Ahbap Derneğine yönelik soruşturmada tutuklanan satın alma müdürü, savcılık ifadesinde kitaptan kedi-köpek mamasına kadar tanık olduğunu iddia ettiği milyonluk usulsüzleri anlattı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturması devam ediyor. Soruşturma kapsamında yeni ayrıntılar gelmeye devam ederken Ahbap Derneğinin satın alma müdürü Deniz Şimşek şahit olduğu bütün usulsüzlükleri tek tek anlattı. Gözaltına alınmasının ardından tutuklanan Şimşek'in ifadesinde şok edici harcamalar kalem kalem yer aldı. Hürriyet gazetesinde yer alan habere göre; Derneğe yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan bir şüpheli, 14 Temmuz'da cezaevinden savcılığa şikayet dilekçesi gönderdi. Dernek müdürüne yönelik suçlamalar içeren dilekçede Deniz Şimşek'in depremden sonra zenginleştiği, depremzedeler için gönderilen yardımları depolayıp sattığı, kedi-köpek mamaları satan bir toptancıya 300 milyon TL’lik fatura kestirdiği ve depremzedeler için toplanan keresteleri sattığı iddia ediliyordu. Bu suçlamaların ardından gözaltına alındıktan sonra 30 Temmuz'da tutuklanan Şimşek, ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. “BU YAPININ İÇİNDE DEĞİLDİM, DIŞLANDIM" Satın alma müdürü, “Bu yapının içinde değildim; bir süre sonra da dışlandım.” diyerek hakkındaki suçlamaların da ayrıldığı eşinden kaynaklandığını iddia etti. Şimşek ifadesinde derneğin milyonlarca lira tutarındaki alım-satımlarında gördüğünü öne sürdüğü usulsüzlükleri birer birer anlattı.“FİYATIN YÜKSEK OLDUĞUNU SÖYLEDİM AMA ALDILAR” Derneğin deprem bölgesinde konteyner kırtasiyeler kurarak kırtasiye malzemeleri dağıtmasına yönelik planı paylaşan Şimşek, ifadesinde şunları söyledi: (…) adlı şirketin ilk teklifi 66 milyondu. Teklifi inceledim, (yönetime) fiyatların çok yüksek olduğunu, kalemlerin kimisinde 2 kat, kimisinde 5 kata kadar makas olduğunu söyledim. Teklif birkaç gün sonra 44 milyon TL olarak geri geldi. Daha sonra deprem bölgesindeki arkadaşlar arayıp depolara kitap geldiğini söyledi. Çeşit çeşit kitaplar TIR’larla gönderilmişti. Arayanlara haberimin olmadığını söyledim. Sorunca, kitapların 80 milyon bedelle (ilk teklifi yapan) firmadan alındığını söylediler. (Şirketin sahibi) A.A. adlı işadamını dernekte sürekli görüyordum. (Dernek yöneticisi) Hüseyin Küçük’ün ortağı olduğu söyleniyordu. Sonradan araştırdığım ve öğrendiğim kadarıyla bahsedilen kitaplar yayınevinin deposunda kalan, kimisi eski, kimisi tedavülden kalkmış daha doğrusu müfredat dışı konuları içeren kitaplarmış. Deprem bölgesinde (kırtasiye için) konteynerler kurulmadı.“KAFAMDA OTURTAMADIM, MİKTAR ÇOK FAZLAYDI” Bir diğer satın alma işleminde usulsüzlüğü anlatan Şimşek, "İzmir’den 30 milyon TL bedelli bin 500 ton küçükbaş hayvan yemi, bin 500 ton büyükbaş hayvan yemi, 750 kilo kedi maması, 750 kilo köpek maması satın alınacaktı." diyerek sözlerine şunları ekledi: “Bu konu bana geldiğinde satın alım zaten gerçekleşmiş ve ödeme yapılmıştı. Kafamda bunu oturtamadım. Miktarlar çok fazlaydı. Bir petshop’tan alınıyordu. Normal değildi. Zaten daha sonra da bu yemlerin çiftçiler tarafından çok beğenilmediğini ve hayvanların bu yemleri yemediğini, çok kötü kalitede yemler olduğunu duydum. Ayrıca bu miktarların dağıtımı için neredeyse 100 adet TIR gerekir. Böyle bir lojistiğimiz de yoktu. Ayrıca petshop’tan bu kadar yüklü bir alım yapılması abesle iştigaldir.”Deprem bölgesine yönelik gıda ve kahvaltılık alımına ilişkin de ifade veren satın alma müdürü ifadesine şöyle devam etti: "Haluk Levent bana bizzat deprem bölgesinde fazlasıyla gıda ve özellikle kahvaltılık ihtiyacı olduğunu, kahvaltılık sepeti satın alma işi olacağını söyledi. İlk satın alımımız 30 milyon TL bedelliydi. Satın alımın (…) şirketinden yapılacağını söyledi. Kahvaltılık ürün satın alımını bir firmadan 430 ton şeklinde 4 veya 5 seferde toplamda 230 milyon TL bedelle gerçekleştirdik. Daha sonra bu ürünlerle ilgili Hatay’dan arandım. Üç TIR geldiğini, sevk irsaliyeleriyle malzemeler arasında büyük fark olduğunu ve bunu tutanağa geçtiklerini söylediler. Şirket ürünleri tam gönderdiğini ancak şoförlerin çaldığını iddia etti. Haluk Levent bana onların da mağdur olduklarını söyledi. Haluk Levent bu olayın üzerine bana, ‘Denizcim biz Murat beylerden 50 milyon TL’lik bir satın alım daha yapalım’ dedi. Şirkete güvenmediğim için oradaki depocu arkadaşları uyardım. Ürünlerden bazılarını teste götürmelerini istedim. Antep’deki depocu bana kendisinin de gıdacı olduğunu, gelen salamların teste sokulmasına gerek bile kalmadığını çünkü dana salama hiç benzemediğini söylemişti. Dolayısıyla ürünler satın alındığından daha az ve kalitesiz bir şekilde teslim edilmiştir. Gıda kolilerinde genel olarak sorun olduğunu düşünüyorum. Genelde 2 kat fiyatına satın alınmıştır.”"6 adet ‘Bilim TIR’ dorsesi satın alınmıştı. Haluk Levent’in depremden önce iletişimde olduğu bir şirketti. Yaklaşık 160 milyon TL ödendiğini biliyorum. Ancak sözleşmede dorselerin resmi olarak şirket adına olacağı yalnızca üstünün derneğe ait olacağı yazılı diye biliyorum. Bu durumda verilen ücret astronomik kalıyor. Dorse üzerinde bir alan yaratılıyor ve teknolojik aletlerle bir etkinlik düzenleniyor. Verilen herhangi bir ürün yoktur. Muhasebede TIR’ların bakımı için 10 milyon TL + KDV 12 milyon TL bedelli bakım faturası gördüm. İlgili arkadaşı aradığımda bana herhangi bir bakım yapılmadığını söyledi. Ben bu konuyu Haluk Levent ile bizzat konuştum. Bana aynen şöyle söyledi “Denizcim, biliyorsun bu TIR’lar zaten (satın alınan … şirkete) ait ve onlara gidecek’ dedi. Daha sonra TIR’lar Ankara’ya şirkete gitmiş oldu. Yapılan harcamanın anlamsız olduğunun sahadaki çalışanlar dahil olmak üzere herkes farkındaydı."HALUK LEVENT ‘İSVİÇRE’YE KAÇARIM’ DEDİ “Haluk Levent dernekte beni en üst katta bulunan ve uyumak için kullandığı odaya çağırdı, baş başa görüştük. Dernek içerisinden bazı bilgilerin dışarıya sızdırıldığını, yarın bir sorun olursa kendisinin İsviçre’ye kaçacağını söyledi. Ben de şaşırdım. ‘Yaptığımız yasadışı bir şey değil, neden kaçalım?’ dedim. Daha sonra benden evrakları olabildiğince gizlediler. Beni dışladılar. Adımı ajana çıkarttılar. Uzaktan çalışma sistemini yasadışı faaliyetlerini daha rahat yürütebilmesi için getirdiğini düşünüyorum.” KIZILAY’DAN ALINAN ÇADIRLAR "Kızılay’dan çadır satın alımı şeklinde yaratılan algının Haluk Levent ve ekibi tarafından bilinçli olarak dolaşıma sokulduğunu düşünüyorum. Bu bilgi kesinlikle içeriden servis edilmiştir. Bu şekilde olup bitenler siyasi zemine kaydırıldı. Sanatçılar çoğunlukla manipüle edildi. Kızılay zaten bir iştiraki üzerinden çadır temin ettiği için teknik olarak bunu satmak zorundaydı. Yani kendisi bile temin etmek istese bu para çıkışına ihtiyaç vardı. Ben o dönem oluşan devlet karşıtı havanın yaklaşan seçimlerle birlikte bu tür bir haberle bilinçli olarak yayıldığını düşünüyorum. Bu şekilde de dernek çok fazla taraftar ve bağış toplamış oldu."Şimşek’in ifadesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Bürosu tarafından alındı. Şimşek, nasıl AHBAP’ın satın alma müdürü olduğunu da şöyle anlattı: “Daha önce benzer derneklerde aynı işi yaptım. Deprem olduğunda taksicilik yapıyordum. Depremden etkilendim, AHBAP’ın ilanına başvurdum ve beni, 21 Mart 2023’te ‘satın alma sorumlusu’ olarak işe aldılar.”Öte yandan Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmada gözaltına alınan 45 şüpheli adliyeye sevk edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, 7 Eylül Pazartesi günü yeni bir operasyon yapılmıştı. İstanbul merkezli 20 ilde eş zamanlı olarak yapılan operasyonda 53 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Şüphelilerden 45'i gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan şüphelilerin, emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi. Şüphelilerin burada savcıya ifade vermesi bekleniyor. OPERASYON YENİ BİLGİLER IŞIĞINDA YAPILDI Son operasyon soruşturma kapsamında elde edilen yeni bilgiler üzerine yapılmıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmada elde edilen son bilgileri paylaşmıştı. Gürlek, depremzedeler için toplanan bağışın 500 milyon lirasının tek seferde nakit olarak çekildiğini bildirmişti. Bakan Gürlek, bazı yüksek tutarlı harcamalar karşılığında mal ve hizmet alımı olmadığının tespit edildiğini ve bir depoda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmamış çeşitli hizmetler bulunduğunu açıklamıştı.