Uzayın derinliklerinde keşfedilen yeni nesneler, mevcut kozmik sistemlerden farklı davranışlarıyla bilim dünyasını şaşırttı.Alabama Üniversitesi'nden Mustafa Muhibullah'ın liderliğindeki araştırma ekibi, kompakt ikili sistemler sınıfında değerlendirilen bu kaynakların şimdiye kadar gözlemlenen hiçbir nesne grubuna benzemediğini belirledi.Bilim insanlarına göre keşif, yalnızca yeni bir gök cismi türünün kapısını aralamakla kalmayabilir; evrenin nasıl şekillendiğine ilişkin bazı büyük soruların yanıtlanmasına da yardımcı olabilir.X-IŞINLARI ÇOK ZAYIF, MORÖTESİ IŞIĞI ÇOK GÜÇLÜKompakt nesneler; karadelikler, nötron yıldızları ve beyaz cüceler gibi ömrünü tamamlamış yıldızların geride bıraktığı yoğun yapılardan oluşuyor.Bu cisimlerin güçlü kütleçekimleri, yakınlarındaki yıldızlardan gaz çekmelerine neden oluyor. Normal şartlarda söz konusu gazın aşırı derecede ısınması, yüksek enerjili X-ışınlarının ortaya çıkmasına yol açıyor.Ancak yeni keşfedilen kaynaklarda durum oldukça farklı.Bu nesneler çok düşük enerjili X-ışınları yayıyor. Bu nedenle bilim insanları onları “aşırı yumuşak X-ışını kaynakları” olarak tanımlıyor.Asıl gizem ise burada başlıyor. Araştırmacılar, X-ışınlarının aksine bu nesnelerin yoğun miktarda morötesi ışık saçtığını belirledi. Bilim insanları, düşük enerjili X-ışınlarının uzaya yayılan bu güçlü morötesi ışınımın yalnızca küçük bir bölümünü temsil ediyor olabileceğini düşünüyor.NEDEN DAHA ÖNCE FARK EDİLEMEDİ?Bu gizemli kaynakların tespit edilmesini zorlaştıran önemli bir engel daha bulunuyor. Yıldızlararası gaz ve toz bulutları morötesi ışığı emebiliyor. Özellikle Samanyolu'nun düzlemindeki bu yoğun gaz ve toz, söz konusu nesnelerin yaydığı ışığın Dünya'ya ulaşmasını engelleyebiliyor.Bu nedenle bilim insanları şimdiye kadar Samanyolu'nda bu özelliklere sahip herhangi bir kaynağa rastlamadı.Ancak araştırma ekibine göre bu durum, söz konusu nesnelerin galaksimizde bulunmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, Samanyolu'nun görünmeyen bölgelerinde ve evrenin başka noktalarında çok sayıda benzer sistemin saklanıyor olabileceği tahmin ediliyor.EVRENİN İKİ BÜYÜK GİZEMİNE IŞIK TUTABİLİRYeni keşfin önemi yalnızca sıra dışı ışınım özellikleriyle sınırlı değil. Bilim insanları, bu sistemlerin evrendeki gazların nasıl iyonlaştığı ve Ia tipi süpernova patlamalarının nasıl tetiklendiği konusundaki iki büyük astrofizik probleminin çözülmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyor.Evrenin erken dönemlerinde gazların iyonlaşmasını yalnızca büyük ve sıcak yıldızların açıklamakta yetersiz kaldığı biliniyor. Yeni keşfedilen nesnelerin yaydığı güçlü morötesi ışınım ise bu eksik parçayı tamamlayabilecek olası kaynaklardan biri olarak değerlendiriliyor.SÜPERNOVALARIN SIRRI ÇÖZÜLEBİLİRSistemlerin bir başka özelliği ise yıldız oluşum süreçleriyle bağlantılı olabilir. Bilim insanları, bu tür kompakt ikili sistemlerin yıldız oluşumunun dengelenmesinde rol oynayabileceğini ve beyaz cücelerin patlamadan önce geçirdiği son evrelerin anlaşılmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor.Bu nokta, araştırmayı kozmolojinin çok daha büyük bir sorusuyla ilişkilendiriyor.Ia tipi süpernova patlamaları, evrenin genişleme hızını ve karanlık enerjinin özelliklerini anlamak için bilim dünyasında önemli bir “standart belirteç” olarak kullanılıyor.Dolayısıyla bu patlamaların hangi koşullarda ve nasıl tetiklendiğinin daha iyi anlaşılması, evrenin geçmişi ve geleceğine ilişkin hesaplamaların daha doğru yapılmasını sağlayabilir.Bilim insanları, yeni keşfedilen nesnelerin bu sürece ilişkin bilinmeyenleri aydınlatması halinde, evrenin evrimine dair önemli ipuçlarının ortaya çıkabileceğini değerlendiriyor.Araştırmanın sonuçları 9 Eylül'de Nature Astronomy dergisinde yayımlandı.Tansiyon yükseldi! Güney Kore'den balistik füzeler peş peşe ateşleniyorYunan basını yazdı! İsrail’in Türkiye’ye karşı 'en çok korktuğu' senaryo: '3 kırmızı çizgi'