SSB Kuantum Programı Kamuoyuyla Paylaşıldı

Wait 5 sec.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), kuantum teknolojileri alanında Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen SSB Kuantum Programı kamuoyuyla paylaşıldı.YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün,üniversite temsilcileri, araştırma merkezleri ve savunma sanayii ekosisteminden paydaşların katılımıyla düzenlenen programda, YÖK-SSB-Üniversiteler Savunma Sanayii Kuantum Teknolojileri Stratejik Yetkinlik Geliştirme İş Birliği Protokolü de gündeme alındı.Program kapsamında, kuantum teknolojilerinde nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, araştırma kapasitesinin güçlendirilmesi, üniversite-sanayi-kamu iş birliğinin derinleştirilmesi ve sürdürülebilir bir kuantum ekosistemi oluşturulması hedefleniyor.“KUANTUM, SAVUNMANIN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİREN STRATEJİK BİR KABİLİYET ALANI”Savunma Sanayii Başkanı Görgün, programda yaptığı değerlendirmede, kuantum teknolojilerinin savunma sanayii açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ettiğini belirtti.Görgün, kuantumun kriptolojiden sinyal bağımsız navigasyona, hassas algılamadan yeni nesil hesaplamaya kadar pek çok alanda savunmanın geleceğini doğrudan şekillendirdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:“Kuantum, savunmanın geleceğini doğrudan şekillendiren stratejik bir kabiliyet alanına dönüşmüştür. Açıkladığımız yol haritasıyla üniversitelerimizi, ana yüklenicilerimizi, KOBİ’lerimizi, teknopark firmalarımızı ve genç araştırmacılarımızı aynı stratejik hedef etrafında buluşturan bütüncül bir ekosistem ortaya koyuyoruz.”“DIŞA BAĞIMLILIK, EGEMENLİĞİN SESSİZCE DEVREDİLMESİDİR”Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın yalnızca bir tedarik meselesi olarak görülemeyeceğine dikkati çeken Görgün, Türkiye’nin kuantum teknolojilerinde üretici ve yön verici ülkeler arasında yer almasını hedeflediklerini ifade etti.Görgün, şöyle devam etti: “Kritik teknolojilerde dışa bağımlılık, yalnızca bir tedarik meselesi değil; egemenliğin sessizce devredilmesidir. Hedefimiz, Türkiye’yi kuantum teknolojilerinde üreten, geliştiren ve yön veren ülkeler arasına taşımaktır.”Bu alandaki yarışın yalnızca cihaz, laboratuvar veya altyapı yarışı olmadığını vurgulayan Görgün, insan kaynağının önemine işaret ederek, “Bu yarış aynı zamanda bilim insanı, mühendis ve araştırmacı yetiştirme yarışıdır. İnsan kıymetimiz, en değerli millî sermayemizdir.” ifadelerini kullandı.Görgün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, kritik teknolojilerde bağımsız ve geleceğin güvenlik ortamında oyun kurucu bir Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.“KUANTUM ALANINDA GÜÇLÜ İNSAN KAYNAĞI STRATEJİK ZORUNLULUK”YÖK Başkanı Özvar da törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayii alanında tarihi bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirtti.Savunma sanayii ile üniversitelerin araştırma kapasitesi arasında doğrudan ve güçlü bir ilişki kurulmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Özvar, yükseköğretim sisteminin kritik teknoloji alanlarına daha fazla katkı sunması için çalışmalar yürüttüklerini bildirdi.Özvar, kuantum teknolojilerinin savunmadan haberleşmeye, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine kadar geniş bir alanda dönüştürücü etki oluşturacağını vurgulayarak, şunları söyledi:“Ülkemizin kuantum alanında güçlü bir insan kaynağı ve araştırma altyapısı oluşturması bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Bu kapsamda, Yükseköğretim Kurulu olarak yükseköğretim sistemimizde kuantum teknolojilerine yönelik yeni programların açılması üzerinde çalışıyoruz.”Özvar, lisans seviyesinde kuantum odaklı yeni programların hayata geçirilmesini planladıklarını, fizik bölümlerinin birikiminden yararlanarak bazı programların dönüşümü ve yeniden yapılandırılması sürecini başlattıklarını kaydetti.PROTOKOLLE EĞİTİM, ARAŞTIRMA VE EKOSİSTEM KAPASİTESİ GÜÇLENDİRİLECEKYÖK Başkanı Özvar, imzalanan protokolün kuantum hesaplama, kuantum algılama ve kuantum haberleşme alanlarında nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini, eğitim programlarının geliştirilmesini ve araştırma kapasitesinin güçlendirilmesini hedeflediğini ifade etti.Burslar, staj programları, araştırma projeleri, yaz okulları ve teknik etkinliklerle gençlerin bu alana yönlendirilmesinin hedeflendiğini aktaran Özvar, şöyle konuştu:“Bu protokol yalnızca eğitim faaliyetleriyle sınırlı olmayacaktır. Üniversite, sanayi ve kamu iş birliğini bütüncül bir yaklaşımla ele alan bu model sayesinde araştırma çıktılarının teknolojiye dönüşmesi, savunma sanayiimizin ihtiyaç duyduğu kritik yetkinliklerin geliştirilmesi ve ülkemizde güçlü bir kuantum ekosisteminin oluşturulması mümkün olacaktır.”11 ÜNİVERSİTE KUANTUM EKOSİSTEMİNE KATKI SUNACAKProtokole dahil edilen üniversitelerin, kuantum teknolojileri ve ilgili alanlarda araştırma kapasitesine sahip kurumlar arasından seçildiği belirtildi.Bu kapsamda Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin Türkiye’nin kuantum ekosisteminin gelişimine katkı sunması hedefleniyor.