Hyundai Europe CEO’su Xavier Martinet, Hyundai’nin Türkiye’de üretilen ilk tamamen elektrikli modeli IONIQ 3’ün banttan indirme töreni sonrası önemli değerlendirmelerde bulundu.Avrupa Birliği’nin hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası taslağındaki “Made in EU” şartına dikkat çeken Martinet, Türkiye’nin bu süreçte kapsam dışında bırakılmasının hem otomotiv ekosistemine zarar vereceğini hem de Avrupa açısından maliyetli sonuçlar doğuracağını ifade etti.‘Made in EU’ süreci için Türkiye çağrısıGümrük Birliği ve Türkiye ile AB arasındaki dengeli ticaret hacmine vurgu yapan Martinet, Türkiye’nin “Made in EU” düzenlemesine dâhil edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Aksi bir senaryoda alternatif planların devreye girebileceğini belirten Hyundai Europe CEO’su, üretimi başka bir bölgeye kaydırmanın sadece bir modeli değil, koca bir ekosistemi taşımak anlamına geldiğini hatırlattı.Türkiye’nin dışarıda bırakılmasının tüm taraflar için “kaybet-kaybet” ilişkisi yaratacağını belirten Martinet, Türkiye’de üretilebilecek araçların Avrupa’da üretilmesinin maliyetleri artıracağını söyledi. Yükselen fiyatlar nedeniyle tüketicinin araca erişiminin zorlaşacağını ve günün sonunda Avrupa’nın da bundan olumsuz etkileneceğini vurguladı.Türkiye hem üretimde hem satışta stratejik konumdaİzmit’teki fabrikanın bilgi birikimi, nitelikli iş gücü, kalite ve maliyet yönetimiyle Hyundai’nin küresel yapılanmasında kritik bir rol oynadığını ifade eden Martinet, Türkiye’nin endüstriyel esneklik açısından temel ülkelerden biri olduğunu belirtti.Ayrıca Türkiye’nin satış hacmi bazında Almanya ve İngiltere’nin ardından markanın Avrupa’daki en büyük üçüncü pazarı konumuna geldiğini açıklayan Martinet, bu büyümenin geçici olmadığını, bayi ağı, ürün gamı ve satış sonrası yatırımlarla sürdürülebilir kılınacağını ekledi.Türkiye’deki otomotiv vergilendirme sistemini ve matrah eşiklerini de değerlendiren Martinet, vergi yapısının model ve versiyon stratejilerini doğrudan etkilediğini belirtti. Türkiye’deki sistemi kibar bir dille “yaratıcı” olarak niteleyen CEO, uzun vadeli başarının ancak üretici, bayi ve müşterinin aynı anda memnun kaldığı dengeli bir stratejiyle mümkün olacağını sözlerine ekledi.