Prof. Dr. Zeynep Korkmaz'ın 1960 yılında derlediği "Nevşehir ve Yöresi Ağızları" adlı eserde yer alan Pembiş Dörtkol'un anlatımı, Nevşehir'in asırlık bulgur kaynatma geleneğini tüm ayrıntılarıyla günümüze taşıyor. Kara kazanlarda başlayan, damlarda kuruyan ve imeceyle tamamlanan bu süreç; yalnızca bulgurun değil, paylaşmanın ve bereketin de hikâyesini anlatıyor.Nevşehir'de yaz mevsimi yalnızca hasat zamanı değil, aynı zamanda imecenin, paylaşmanın ve bereketin de mevsimiydi. Harman kalktı mı köylerde kara kazanlar kurulur, "hedik" kaynatılır, kışın sofralarını süsleyecek bulgur günler süren emekle hazırlanırdı. Bugün unutulmaya yüz tutan bu gelenek, Nevşehir'in kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor.Temmuz ayının sonlarından itibaren Nevşehir'in köylerinde büyük bir telaş başlardı. Hasadı tamamlanan buğdaylar özenle seçilir, yıkanır ve odun ateşiyle yanan büyük bakır kazanlarda saatlerce kaynatılırdı. Yörede haşlanmış buğdaya "hedik" denirdi.Hedik, yalnızca bulgurun ilk hali değildi; komşuluğun, paylaşmanın ve bereketin de simgesiydi. Kazandan ilk çıkan sıcak hedikler çocuklara ve komşulara ikram edilir, ardından geniş damlara serilerek güneşte kurutulurdu.Kurutulan hedikler daha sonra "sohu" adı verilen taş havanlarda tohmaklarla dövülür, kabuklarından ayrılır ve el değirmenlerinde çekilerek sofraların vazgeçilmez lezzeti olan bulgura dönüşürdü.1960 Yılında Kayıt Altına Alınan Bir KültürBu köklü gelenek, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz tarafından hazırlanan "Nevşehir ve Yöresi Ağızları" adlı eserde de yer alıyor.1960 yılında Nevşehir'de yaşayan 45 yaşındaki Pembiş Dörtkol, bulgur kaynatma geleneğini Nevşehir ağzıyla şöyle anlatıyor:"Bulgur mu guzum! Bulgur neşal gaynadılır söyleyim sana... Gazanı goruh ortıya... Ne iş gorüyon diyene 'bulgur gaynadıyoh' derik... Dama sererik, guruyunca sohu da tohmahla döverik... Sonra motora veriyoh, bulgur olur..."Pembiş Dörtkol'un anlattıkları yalnızca bulgurun nasıl yapıldığını değil, Nevşehir'in zengin ağız özelliklerini, günlük yaşamını ve üretim kültürünü de günümüze taşıyor.İmecenin En Güzel HâliBulgur kaynatmak tek kişinin yapabileceği bir iş değildi. Komşular bir araya gelir, kimi kazanı karıştırır, kimi odun taşır, kimi damlara hedik sererdi.Çocuklar ise kazanın başından ayrılmaz, sıcak hediklerini tahta kaşıklarla yiyerek bu heyecana ortak olurdu.Kuruyan buğdaylar özenle elenir, iri bulgur, ince bulgur, yarma ve yörede "pıtpıtı" adı verilen en ince taneler birbirinden ayrılırdı. Son olarak küplere doldurulan bulgurların üzerine bereket getirmesi için çörek otu serpilirdi.Küpler kapatılırken ise şu dua edilirdi:"Allah ağız tadıyla güle güle yedirsin."Bir Gelenekten Daha FazlasıNevşehir'de bulgur kaynatmak yalnızca kışlık erzak hazırlığı değildi. O günler aynı zamanda imecenin, komşuluğun, paylaşmanın ve bereketin yaşandığı günlerdi.Bugün modern makineler sayesinde bulgur kısa sürede hazırlanabiliyor. Ancak kazan başındaki sohbetler, damlarda kuruyan hedikler, tokmak sesleri ve birlikte geçirilen o uzun yaz günleri, Nevşehir'in unutulmayan kültürel mirası olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.Bulgurun her tanesinde yalnızca buğday değil; emek, sabır, dayanışma ve geçmişten bugüne taşınan bir yaşam kültürü bulunuyor.Nevşehir Bulgur Gaynatımı Anlatan: Pembiş Dörtkol,Yaş: 45Yeri : NevşehirKonusu: Bulgur KaynatmaDerleme: Nevşehir ve Yöresi Ağızları LÇilt Ses Bilgisi [Phone’ligue) Prof. Dr. Zeynep KOHKMAZ Syf:119Yıl: 1960Pembiş Dörtkol'un Dilinden Eski Nevşehir'de Bulgur Kaynatma Bulgur mu guzum! bulgur neşal gaynadılır söyleyim sana.gazanı i lan i goruh ortıya. İlkin elerik zahrayı. altını ah rıh çavdarlı ol ursa.yi harın, tem iz bi bohça sererik.üsdün çiharrıh zahrayı. sora ilan i tandırın üsdüne goruh. şaşmasını öne dökerik. suyunu da bolca goruh, altını yaharıh.gendi halinde gaynayı gaynayı bişer. ne iş gorüyon diyene bulgur gay-nadıyoh derik. o ice gaynıyacah; şah şah gaynıyacah, bi denenin içine bahacan, heç biyazı galmassa onu çıharacan itayi sererik, onu gayrı saplı tası elimize ahrıh, sufrayı sererik, ilanneri goruh, ilanner inen çiharrıh , onu dadırıh ortıya sıçanı onu dadı verrik böyle dadandan sona damları süpürrük.dama çiharrıh sererik. incecik dama sererik, ön gurur, ötön beninki bir günde gurudu, sıcah olduna temusda. iki ossun bir ossun iki adam buluruh, sohuyu yıhanh, ice temizlerik bezinen süpürgeynen. sona iki de tohmahbuluruh ice keperdir piricin gabından soyulur gibi ice keperdir. sona geri onu zabadar gabini yiryenidden sererik. indirrik sona. savırrıh, hinci motura veriy-oh gayrı, bulgur motoru çıhdı. bildin bulguru çıharır, sininin üsdüne dokerik ayıtlarıh yenidden. nadar işi var bahıyon nu! oturruh, elerik çekilenden sona. eledimizi bir ilane yıgarıh düşünü bi ayrı ilane yığanh, en ufak pıtpıtısı olur onu da pıtpıtı derik. onu da bi ayrı alırın, en altının unu olur, onu da bi ayrı elerik alırıh. yenidden bir ita sererik altına savırrıh küplerimizi eyce temiz bezinen silerik, ondan sona bohçay-nan içine uğudü verrik içine, üstüne de çör otu atarıh üş dene bereket ossun diye biliyon nu! azına ağız banı balarıh, gapanı da goruh, Allah ağız dadınan güle güle yedirsin Derik.