Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr- ABD ve İsrail'in İran'a yönelik sürdürdüğü savaşta ilk ay geride kalırken bölgede tansiyon düşme eğiliminde değil. Özellikle ABD cephesinde hem medya hem de görüş bildiren uzmanlar, uzayan savaşın Trump yönetiminde bir panik havası yaratabileceği hatta yarattığı görüşünde. Her fırsatta müttefiklerinin çok büyük çoğunluğunun kendilerini bu savaşta yalnız bıraktığının altını çizen ABD Başkanı Donald Trump, dile getirmekten geri durmadığı hayal kırıklığı ile üslubunu da sertleştiriyor. Trump'ın bu keskin üslubundan payını alan son isim Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman oldu.Miami'deki Suudi Arabistan destekli yatırım gecesinde konuşan ABD Başkanı, İran'ın füze ve İHA saldırılarında hedef alınan Suudi Arabistan'ı korumak üzere ABD hava savunma füzelerinin çalıştığını vurguladı ve bölge ülkelerinin ABD'ye iyi davranmak zorunda olduğunu ifade etti. Trump, Selman hakkında “Benim 'k.çımı öpeceğini' düşünmemişti. Gerçekten hiç düşünmemişti. Ülkesi yokuş aşağı giden, bir başka 'ezik' Amerikan başkanı olacağımı sanıyordu. Ama şimdi bana nazik davranmak zorunda. Ona söyleyin, bana iyi davransa iyi olur; mecbur” ifadelerini kullandı. Burada hedef Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da olsa babası Kral Selman bin Abdülaziz de olsa skandalın boyutu değişmiyor.Peki ABD Başkanı Donald Trump akıllara durgunluk veren bu sözlerinin hemen öncesinde Suudi Arabistan'daki gelişmelere dikkat çekerek övdüğü 'Selman'lara neden bir anda sövüverdi? Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamer Kasım ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Milliyet.com.tr için değerlendirdi.'TRUMP PORSELEN DÜKKANINDAKİ FİL GİBİ': ÇUVALLAMA VE HAYAL KIRIKLIĞI... Habere konu çıkışı Trump'ın bölgedeki sıkışmışlığı ve genel “üslupsuzluğu” çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, gidişatı “büyük bir hata sonucunda ortaya çıkan bir çuvallama” olarak nitelendiriyor. Trump'ın İran karşısındaki tırmanmanın kontrolünü bütünüyle kaybettiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, skandal ifadelerin kullanıldığı yere, bu üslupsuzluğa örnek olarak işaret ederken “Bu yorumları yaptığı yerin neresi olduğunu unutmamak lazım; Suudiler tarafından desteklenen bir yatırım konferansında söylüyor bunları” diyor.Trump'ın üslubu hakkında çarpıcı bir benzetmede bulunan Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, “Hani 'Porselen dükkanındaki fil' benzetmesi vardır ya; Trump, porselen dükkanındaki oldukça kızgın ve gözü, kulağı, kafası pek de çalışmayan bir fil” ifadelerini kullanıyor. Prof. Dr. Han bunların yanında ABD Başkanı'nın yaşadığı hayal kırıklığına da değiniyor:Alıntı MetniAynı zamanda Trump'ın yaşadığı hayal kırıklığını “yavan bir yemeği halka satma çabası” olarak da gören Prof. Dr. Han şu kritik noktaya değiniyor ve "Hata yaptığını kabul edip geriye doğru bir adım atmak Trump'ın siyasi tarzına uymuyor tabii. Haliyle ekstra bir destek, maliyet transferi fırsatı istiyor" şeklinde konuşuyor. Bunun yanı sıra Prof. Dr. Han,“Çizdirdiği karizmayı tekrar paketleyip yavan bir yemek olarak Amerikan kamuoyuna satmaya çalışıyor. O sırada kırdığı porselenler ise hiç umurunda değil" ifadelerini kullanıyor ve Trump’ın asıl derdinin, savaşın maliyetini müttefiklerine yıkmak olduğunu dile getiriyor:Alıntı MetniAyrıca Muhammed bin Selman’ın "akıllı bir lider" olarak ülkesini daha bağımsız bir düzleme taşıma çabasının, Amerika’nın "dayatmacı kafasına" iyi gelmediğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Han, bu dayatmacılığa NATO'nun da kulak asmadığını ifade edip “NATO, kendi tanımlanmış operasyon bölgesinin dışına sadece bir kere Afganistan'da ABD için çıktı” diyor ve hem NATO'dan hem de Avrupa'dan beklediği desteği bulamayan Trump'ın “neyi kimden beklemesi gerektiği” konusunda da gerçekçilikten uzak olduğunu savunuyor.'100 DOLAR' KORKUSU VE 'MUHTAÇSINIZ' MESAJIProf. Dr. Kamer Kasım ise bu tavrı ve üslubu ele alırken “Aslında orada Trump, 'bana muhtaçlar' mesajı vermek istiyor” değerlendirmesinde bulunuyor ve bu söylemi yakın gelecekte açık bir talebin takip edeceğini öngörüyor:Alıntı MetniTrump’ın savaşın başında petrolün 100 doları geçeceğini öngörmediğini belirten Prof. Dr. Kasım, “Haliyle bu durum şu anda onu telaşlandırıyor. 'Bize muhtaçsanız; biz size güvenlik sağlıyoruz, siz de bunun karşılığında arzı artırın' demeye getiriyor" diyor. Ayrıca Prof. Dr. Kasım, İsrail’in ABD’yi tam kapsamlı bir kara harekatına çekerek Arap-İran ilişkilerini tamamen koparmak isteyebileceğine dair kuşkularını da dile getiriyor.“Bu savaş nasıl biterse bitsin, bu ilişkilerin bir daha toparlanması zor olacaktır. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri daha da temkinli yaklaşmaya başladılar. Ama şu da var; sonuçta bunlar savaştan sonra ciddi bir silahlanmaya girişecekler” tahmininde bulunan Prof. Dr. Kasım, burada spotu İsrail'e de çevirerek, “İsrail, Amerika'nın sonuna kadar gitmesini, meseleyi yarım bırakmamasını ve İran'ın bütün askeri güç kapasitesinin kırılmasını istiyor” şeklinde konuşuyor.''BÜYÜK AMERİKA' İMAJI VE MEŞRUİYET ARAYIŞI'Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ise Trump'ın provokatif söylemlerinin bir "politik güç dengesi stratejisi" olduğunu ifade ediyor. Doç. Dr. Gözügüzelli’ye göre Trump, bu tarzıyla kendisini üst pozisyonda konumlandırarak "Büyük Amerika" imajını göstermeye çalışıyor. “Bu, Suudi Arabistan üzerinden bölge ülkelerine verilen bir mesajdır” diyen Gözügüzelli, Trump’ın bu şekilde psikolojik bir baskı kurmayı amaçladığını belirtiyor.Bölgedeki askeri hareketliliğe de değinen Gözügüzelli, Suudi Arabistan'dan gelen kara harekatı davetlerinin stratejik bir arka planı olduğunu savunuyor ve “Bu davetin Suudi Arabistan üzerinden gelmesi, yapılacak operasyonun hukuki meşruiyetini sağlamlaştırmak için atılan bir adım” diyor. Ancak Doç. Dr. Gözügüzelli, bu tür hamlelerin bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştıracağı konusunda da uyarıda bulunuyor:Alıntı MetniBunların yanında ABD'nin İran'ın coğrafi şartlarını bildiğinin ve Siyonist çevrelerin talebine rağmen ABD'nin doğrudan kara harekatına girmekten kaçındığını aktaran Doç. Dr. Gözügüzelli, “ABD için İran stratejik bir tehdit ama doğrudan müdahale riskli ve maliyetli. O yüzden Suudilerden operasyonel rol ve sorumluluk paylaşımı istiyor da olabilir. Bu hakaretin nedeni Suudilere 'İran konusunda istediğim şekilde hareket etmedin' uyarısı da olabilir tabii” yorumunda bulunuyor.ABD-İsrail-İran savaşının 32. günü! Trump köşeye sıkıştı, Tahran'dan dengeleri değiştirecek karar: 'Plan onaylandı'Altın ters köşe yaptı! Yatırımcılar dikkat: Fiyat dipten döndü mü?