Enflasyon cephesinde dikkatler bu kez gerçekleşen verilerden çok beklentilere çevrildi. Mart ayı tablosu, fiyatlama davranışlarında kalıcı iyileşmenin henüz tam olarak sağlanamadığını gösterirken, gelecek 12 aya ilişkin tahminlerde yukarı yönlü hareketin toplumun neredeyse tüm ana gruplarına yayıldığı görüldü. En kritik sinyal ise hanehalkından geldi. Çünkü en sert bozulma burada yaşandı.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mart verilerine göre, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir ayda 1,08 puan artarak yüzde 49,89’a çıktı. Reel sektörün beklentisi 0,90 puan yükselerek yüzde 32,90 olurken, piyasa katılımcılarının tahmini de artış göstererek yüzde 22,17 seviyesine geldi. Böylece enflasyonda geleceğe dönük algının üç ana kesimde de yukarı yönlü bozulduğu net biçimde ortaya çıktı.Bu tablo yalnızca teknik bir beklenti değişimi olarak okunmuyor. Aynı zamanda fiyat istikrarına dair güvenin hangi hızda toparlandığını da gösteriyor. Beklentilerde eş zamanlı yükseliş, ekonomi yönetimi açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Çünkü enflasyonla mücadelede yalnızca mevcut veriler değil, vatandaşın ve piyasanın geleceğe nasıl baktığı da belirleyici rol oynuyor.Hanehalkında iyimserlik zayıfladıMart verilerinin en çarpıcı bölümü, hanehalkındaki algı değişimi oldu. Gelecek 12 ayda enflasyonun düşeceğini bekleyenlerin oranı sert bir gerilemeyle yüzde 15,14’e indi. Buna karşılık katılımcıların yüzde 69,3’ü enflasyonun mevcut seviyelerin de üzerine çıkacağını düşünüyor. Bu kırılma, günlük hayatta hissedilen fiyat baskısının beklentilere doğrudan yansıdığını gösteriyor.Burada öne çıkan başka bir detay da gelir dağılımı ve cinsiyete göre ayrışma oldu. Asgari ücret ve altı gelir grubunda enflasyon beklentisi yüzde 51,8 seviyesinde ölçülürken, iki asgari ücret ve üzeri gelir grubunda bu oran yüzde 48,6’ya geriledi. Kadınların beklentisi yüzde 52,2 ile erkeklerin yüzde 48,1’lik seviyesinin üzerinde seyretti. Rakamlar, fiyat artışlarının toplumun farklı kesimlerinde aynı yoğunlukta hissedilmediğini, ancak genel algının ortak biçimde yukarı döndüğünü gösteriyor.Fiyat baskısında iki ana başlık öne çıktıHanehalkının değerlendirmesinde gıda ile yakıt ve enerji kalemleri yine ilk sırada yer aldı. Katılımcılar hem geride kalan dönemde hem de önümüzdeki 12 ay için fiyat artışlarının temel kaynağı olarak bu iki grubu işaret etti. Önümüzdeki dönemde en fazla zam beklenen grup yüzde 36,1 ile gıda olurken, yakıt ve enerji yüzde 33,2 ile ikinci sırada geldi.Bu veriler, enflasyonun vatandaş nezdinde neden hâlâ güçlü bir gündem maddesi olduğunu da açıklıyor. Çünkü gıda ve enerji, doğrudan günlük yaşam maliyetine temas eden kalemler arasında bulunuyor. Market rafından ulaşıma, faturadan mutfak harcamasına kadar geniş bir alana yayılan bu baskı, beklentilerin aşağı gelmesini zorlaştırıyor. Kira artış beklentisinde gerileme görülmesi ise olumlu bir ayrıntı olarak dikkat çekse de, genel tabloyu tersine çevirmeye yetmedi. Mart verisinde kira artış beklentisi yüzde 15,8 olarak kaydedildi.Kur ve varlık fiyatlarına bakış da yukarı döndüEnflasyon beklentilerindeki hareket, finansal tahminlere de yansıdı. 12 ay sonrası dolar kuru beklentisi bir ayda 0,59 TL artarak 52,15 TL’ye yükseldi. Bu artış, kur tarafındaki öngörülerin de yukarı yönlü revize edildiğini gösterdi. Konut fiyatlarında yıllık artış beklentisi ise daha sınırlı bir hareketle yüzde 35,05 seviyesinde dengelendi.Burada dikkat çeken nokta şu: Vatandaşın yalnızca bugünkü fiyatlara değil, tasarruf ve yatırım araçlarına ilişkin beklentileri de şekil değiştiriyor. Enflasyon yüksek kaldığında, insanlar birikimlerini koruma refleksiyle hareket ediyor. Tam da bu nedenle yatırım tercihleri cephesi, beklenti anketlerinde kritik bir gösterge olarak izleniyor.Altın yine ilk sıradaTasarruf tercihleri tarafında altın, açık ara öne çıkan araç olmayı sürdürdü. Tüketicilerin yüzde 55,2’si nakit varlıklarını değerlendirmede altını tercih ederken, gayrimenkul yüzde 28,5 ile ikinci sırada yer aldı. Döviz tercihindeki sınırlı gerileme de dikkat çekti; döviz alım tercihi yüzde 2,4’ten yüzde 2,0’ye indi.Bu görünüm, belirsizlik dönemlerinde güvenli liman arayışının devam ettiğine işaret ediyor. Altının zirvedeki yerini koruması, yalnızca yatırım alışkanlığıyla değil, enflasyon karşısında korunma ihtiyacıyla da bağlantılı okunuyor. Özellikle beklentilerin bozulduğu dönemlerde, yatırım tercihlerinin daha savunmacı araçlara kayması ekonomik psikolojiyi anlamak açısından güçlü bir sinyal veriyor.Önümüzdeki süreçte gözler iki başlıkta olacak: İlki, enflasyon beklentilerindeki bu yükselişin geçici mi yoksa daha kalıcı bir eğilimin işareti mi olduğu. İkincisi ise bu bozulmanın fiyatlama davranışları ve iç talep üzerinde nasıl bir etki yaratacağı. Mart verileri şimdiden tek bir gerçeği netleştirmiş durumda: Enflasyonla mücadelede yalnızca rakamların değil, beklentilerin de yeniden sıkı biçimde yönetilmesi gereken bir döneme girildi.