Daibhid - Anarko-Madrabazlar: Kapitalizmde Anarşizan Hiçbir Şey Yok

Wait 5 sec.

Yazar: DaibhidBaşlık: Anarko-Madrabazlar: Kapitalizmde Anarşizan Hiçbir Şey YokTarih: 2003?Notlar: Çeviri: Yeryüzü Postası Çevirenin Notu: 2010 tarihli bu metni, dünya genelinde aşırı sağın yükseliş eğiliminin bir uzantısı olarak Arjantin’de iktidara gelen ve zaman kaybetmeden sermaye yanlısı politikaları yürürlüğe sokmaya başlayan Javier Milei’nin kendisini “anarko-kapitalist” olarak tanımlıyor olması nedeniyle yayımlıyoruz. İngilizce Aslı: Anarcho-Hucksters: There is Nothing Anarchistic about CapitalismKaynak: 23.12.2023 tarihinde şuradan alındı: yeryuzupostasi.org “Herkesten kerizliğine göre, herkese açgözlülüğü kadar.” Kapitalistler, satın alan halkın gözünü boyamak için eski ve yıpranmış ürünlere parlak ambalajlar giydirmeye her zaman heveslidirler. Bu şekilde, aslında geçmişte insanlara sundukları aynı ürüne olan talebi yeniden canlandırmayı umarlar. Bu sadece “anarko” moda olarak adlandırılabilecek şeyin arkasındaki mantıktır; yani, bir şekilde, mucizevi bir biçimde, kapitalizmin özgürlük, hürriyet ve anarşi ile ilgili olduğu yanılsamasını yaratma çabasıyla, anarşist içeriğe sahip olmayan anarşist biçimlerin gasp edilmesi ve benimsenmesi! Aşağıdaki terimler genellikle bu “bırakınız yapsınlarcı” (laissez-faire) kapitalistler tarafından kendilerini tanımlamak için kullanılmaktadır: “anarko” kapitalist Liberteryen Liberter Kapitalist Anark “anarşist” Bizler (gerçek anarşistler, örneğin yöneticilere muhalefet edenler) herhangi bir terimin sahibi olduğumuzu iddia edemesek de, anarşist terminolojinin “bırakınız yapsınlarcı” kapitalist kullanımındaki göze batan tutarsızlıklara işaret etme yükümlülüğümüz var. Onlar “Anarşist” kavramını kullanıyorlar, ama güvenilirlikleri pahasına – neden? Çünkü kendi esas kimlikleri en basit sorgulamalara karşı bile dayanıksız. “Anarko” kapitalistler aslında basitçe, devletin regülasyonlar ve vergilendirme yoluyla kendi karlarını kesmesine itiraz eden kapitalistlerdir. Devletle ilgili tek şikayetleri budur. Bürokratı hayatlarındaki, sadece kötü niyetlerinden dolayı dünyayı bürokrasiye boğma motivasyonuyla hareket eden alçak bir gulyabani olarak görürler. “Anarko” kapitalistler özel mülkiyete, sınıf ayrımlarına, sosyal katmanlaşmaya, servetin yoğunlaşmasına ve toplumdaki diğer burjuva zımbırtılarına itiraz etmezler. Onların ütopya fikri, kelimenin tam anlamıyla her şeyin satılık ve pazarlığa açık olduğu, hesap sorulamaz, sınırsız şirket gücünün olduğu bir dünyadır. Kiralık İnsanlar: Eğlence ve Kazanç için Kendinizi Satmak “Anarko” kapitalist etik, hümanist değerlerin savunulması olmaktan çok, bu değerlerin keyfi ve insanlık dışı piyasa güçleri karşısında inkar edilmesi anlamına gelmektedir. “Anarko” kapitalist bakış açısıyla, “İdeal” toplumsal etkileşim, fuhuştur.[1] Fuhuş, örneğin, beklenen parasal kazanç için hizmetlerinizi satmak, şaşırtıcı bir şekilde “anarko” kapitalist “güçlenmenin” en yüksek tanımıdır. Kendinizi istediğiniz kişiye satabilme becerisi “anarko” kapitalist “özgürlük” fikridir. Hiçbir şey piyasa güçlerinden muaf olamaz. Ne aileler, ne çocuklar, ne çevre ve tabii ki ne de siz! Kelimenin tam anlamıyla her şeyin bir fiyat etiketi olacaktır! Temiz hava, temiz su, barınma, insan organları – her biri kendi başına bir amaç değil, piyasada satılabilir bir meta, bir üründür! Böyle bir distopyada, kolayca ürüne dönüştürülemeyen her şey anlamsız ve değersiz (elbette yalnızca ekonomik terimlerle değerlendirilerek) olarak görülerek dışlanacaktır. Böylece görsel sanatlar, grafik tasarımına dönüşecek; yazı sadece reklam metni olacak; şiir, şuruplu tebrik kartı özdeyişlerine indirgenecek ve bu böyle devam edecektir – bildiğimiz beşeri bilimler yok olup gidecektir. Beşeri bilimler bölümleri giderek daha az akademik fon aldığı için bu durum yüksek öğretimde zaten yaşanmaktadır. “Anarko” kapitalist için burada bir sorun bulunmamaktadır. Eğer beşeri bilimler ekonomik açıdan “değerli” olsaydı, üniversiteler bu alanlara daha fazla yatırım yaparlardı. Neden bu şekilde davranılıyor? Daha fazla = Daha iyi?? Çünkü “anarko” kapitalist için “iyi” olan yalnızca kârlı olandır. Tersine, karlı olmayan şey “kötü” (ya da en iyi ihtimalle “değersiz”) olarak nitelendirilir. Bu tutumun mevcut kültürümüzü nasıl zehirlediğini görebilirsiniz. “Anarko” kapitalist için herkesin kullanımına açık bir park, potansiyel bir otopark anlamına gelirken, açık bir parkı böylesine sert ve faydacı bir şekilde nasıl savunabilirsiniz? Bu paraya dayalı etik onların muhakemesini altüst eder. Eğer karlı olan iyi ise, o zaman bir milyon kopya satan bir kitap iyi olmalıdır, değil mi? Ya da 2.000 dolara mal olan bir palto, kendi tanımlarına göre yüksek kaliteli olmak zorundadır. Ancak durum böyle değildir. İyi bir kitap pek çok kişi tarafından satın alınabilir – ama aynı zamanda nesiller boyunca görmezden de gelinebilir! Çok sayıda insanın satın alması onu özünde iyi yapmaz! Dahası, en çok satan şey en fazla sayıda insana hitap eden şey olma eğilimindedir – bu da insanları en az zorlayan veya rahatsız eden şeylerin genellikle ekonomik olarak en iyisini olacağı anlamına gelir. Bu şekilde, kapitalist bir toplumda, sanat ve edebiyat insanlara kendilerini iyi hissettiren birer propagandif zırvaya dönüştürüldükçe kültür de sönüp gider. Kârı İnsanlardan Üstün Tutmak “Anarko” kapitalistler iyi ve kötünün tek ölçütü olarak piyasayı gördükleri için, aslında etkili etik değerlendirmeler yapamazlar! Bu durum tüm düşüncelerine sirayet eder – zengin girişimcileri erdemin örnekleri olarak görürler ve bunu yalnızca paraya dayalı etiklerine bağlayarak yaparlar. Eğer bu ahlak anlayışı doğruysa, o zaman ABD’de Bill Gates insanlık tarihinin en erdemli insanı olmalıdır! General Motors şirketlerin en erdemlisi olmalıdır! Dolayısıyla bu açıkça yanlıştır: Erdem (örneğin, iyi ve kötü) paraya dayalı ekonomik kavramlarla belirlenemez. ...