Fed Başkanı Powell’a karşı yürütülen ceza soruşturması, Fed’in bağımsız karar alma kapasitesinin siyasi baskıya karşı ne kadar kırılgan olduğunu gündeme taşıdı. Piyasa ve politika çevrelerinde belirsizlik artıyor; gelecek başkanın izleyeceği rota da gölgelendi.ABD’de federal savcılar, Washington’daki Merkez Bankası başkanı Jerome Powell’a karşı kongreye geçtiğimiz haziran ayında verdiği ifadelerle ilgili olarak cezai soruşturma açtı. Soruşturma, bağımsız kurum olarak Fed’in politikalarını belirlerken siyasal baskıya karşı duruşunu giderek daha görünür kılan bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Federal Reserve’in bağımsızlığı ile faiz kararları arasındaki ince denge, yatırımcılar ve ekonomistler için kritik bir konu olmaya devam ediyor.Powell, Pazar akşamı yayımladığı video mesajında bu adımı, başkanlık görev süresi boyunca karşı karşıya kaldığı kamu politikası baskısı çatışmasının bir sonucu olarak nitelendirdi. Açıklamasında, “Ceza soruşturması tehdidi, Fed’in kamu yararını en iyi şekilde gözeterek faizleri belirlemesiyle ilgili olan en iyi yargıyı kullanmasından kaynaklanmaktadır; başkanın tercihleriyle uyum içinde hareket etmek değildir” ifadesini teyit etti. Bu vurgu, merkez bankasının bağımsız hareket etme kapasitesi ile siyasi baskı arasındaki sınırları yeniden tartışmaya açtı.Bağımsızlık ve küresel finansal piyasalarBir yandan ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) baskılarla ilgili olarak ayrıntı paylaşmaktan kaçınsa da, bir yetkili, görevin kamu kaynaklarının kötüye kullanımıyla ilgili soruşturmalara öncelik vereceğini belirtti. White House ise soruları DOJ’a yönlendirdi ve Powell’a yönelik suçlamaların dünyadaki en büyük ekonominin karar alma mekanizmasını hangi yönde etkileyebileceği konusunda endişeleri artırdı. Trump’ın Fed politikalarına karşı süregelen eleştirileri ve Powell’ı hedef alan açıklamaları, merkez bankasının bağımsız karar alma sürecine yönelik uzun süredir süren zorlu bir teste dönüştü.Piyasalar ve küresel analistler, merkezi bankanın bağımsızlığına verilen önemin en az anlık politika kuramları kadar uzun vadeli sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Evercore ISI’nin Krishna Guha gibi isimler, bu gelişmenin, yönetim ile merkez bankası arasındaki açık bir çatışmaya işaret ettiğini belirtirken, yetkililerin konuyla ilgili yeni bilgi ve bağlam arayışında olduklarını kaydediyorlar. Guha, “Bu durum, yönetimin ve merkez bankasının şimdi açık bir yüzleşmeye girdiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.Powell’ın halefi ve politikaların yönüBu geri planda, Powell’ın görev süresi Mayıs’ta dolarken yerine kimin geleceğine dair tartışmalar hız kazanıyor. Trump’ın halef adayları arasında NC Eş Başkanı Kevin Hassett ile eski Fed yöneticisi Kevin Warsh ve BlackRock CIO Rick Rieder gibi isimler öne çıkarılıyor. Başkanın bu konudaki kararını “erken açıklama” olarak duyuracağı yönündeki beklentiler sürüyor. Siyasi tartışmalar, Fed başkanının bağımsızlık ilkesinin korunması konusundaki kararlılığını da teste tabi tutuyor.Hukuki gelişmelerin ekonomiye etkisiSoruşturmanın ilerleyişi, faiz oranı kararları ve enflasyon üzerindeki beklentiler konusunda belirsizliği artırıyor. Yatırımcılar, bağımsız politika kurgusunun zarar görmesi ihtimaline karşı temkinli duruşlarını sürdürüyor; merkez bankasının uzun vadeli iktisadi görünüm üzerinde odaklanmayı sürdürüp sürdüremeyeceğini yakından izliyorlar. Powell’ın halefi konusundaki belirsizlik, özellikle küresel finansal piyasalarda risklerin yeniden fiyatlanmasına yol açabilir. Bu süreçte piyasa aktörleri, siyasi baskı ile para politikası bağımsızlığı arasındaki hassas dengeyi yakından takip ediyor.