Yunanistan’ın çok katmanlı hava ve füze savunma “kalkanı” projesinde sözleşme aşamasına yönelik müzakereler kritik bir eşiğe ulaştı. Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı (GEETHA), Komuta ve Kontrol (C2) sisteminde Yunan imzası bulunmadan anlaşmanın ilerlemeyeceğini belirtiyor.OnAlert’in aktardığı bilgilere göre, C2 sisteminin İsraillilerle iş birliği içinde bir Yunan şirketi tarafından inşa edilmesi konusunda önemli ilerleme sağlandı ve bu başlığın büyük ölçüde netleştiği belirtiliyor. Ancak özellikle teknoloji transferi ve yazılım alanında İsrail tarafının sert bir tutum sergilediği ifade ediliyor. Buna rağmen, yazılım, veri yönetimi, barınaklar, elektronik aksam ve depo seviyesi desteği içeren Yunan katılımı konusunda bir orta yol bulunduğu kaydediliyor.Planlanan mimari, İsrail modelini temel alan ancak ulusal ihtiyaçlara göre uyarlanmış ağ merkezli bir yapıdan oluşuyor. Bu kapsamda alçak ve orta irtifa için Spyder All-in-One, orta ve uzun menzil için Barak MX, anti-balistik katmanda Patriot sistemleriyle birlikte David’s Sling ve temel sensör unsuru olarak ELM-2084 MMR radarları öne çıkıyor. Sistem; sensörlerden önleyicilere ve ulusal harekât merkezine kadar gerçek zamanlı veri akışını esas alıyor.Spyder AiO’nun özellikle Evros bölgesi ve Ege adalarında konuşlandırılması, İHA’lar, helikopterler ve alçak irtifa tehditlerine karşı hızlı reaksiyon sağlamayı hedefliyor. NATO ile tam birlikte çalışabilirlik sunan sistemin TOR-M1 ve OSA’ların yerini alması planlanıyor. Barak MX ise 150 kilometreye kadar menzili ve 360 derece kapsama kabiliyetiyle bölge savunmasının omurgasını oluşturacak ve eski HAWK bataryalarının yerini alacak. Piramidin üst katmanında yer alan David’s Sling, taktik balistik füzelere ve seyir füzelerine karşı “hit-to-kill” prensibiyle görev yapacak ve Girit’te konuşlu S-300’lerin rolünü daha gelişmiş ağ entegrasyonu ile üstlenecek.ELM-2084 AESA radarlarının Evros’tan Girit’e uzanan bir ağ şeklinde konuşlandırılmasıyla, Atina FIR hattının ötesine geçen sürekli bir erken uyarı ağı oluşturulması öngörülüyor.Müzakerelerin en kritik başlığını ise C2 sistemi oluşturuyor. İsrail tarafının Rafael’in MIC4AD mimarisini ana omurga olarak önerdiği, ancak Atina’nın Ulusal Komuta ve Kontrol Merkezi’nin Yunan imzası taşımasını kırmızı çizgi olarak belirlediği ifade ediliyor. Bu talep; yazılım ve protokoller üzerinde ulusal kontrol, veri yönetimi ve siber güvenlikte mülkiyet, açık mimari yapısı ve kuvvet komutanlıklarıyla tam entegrasyon anlamına geliyor.Program, PULS’un ardından GEETHA gündemindeki en önemli stratejik adım olarak görülüyor. Hedef, basit bir montaj süreci değil; kritik alt sistemlerde yerli katılım ve gerçek teknoloji transferi içeren devletler arası bir anlaşma. Yetkililere göre yerli destek olmaksızın bakım maliyetlerinin artması, dışa bağımlılığın kalıcı hale gelmesi ve teknolojik birikimin kaybı riski bulunuyor.Projenin hayata geçmesiyle birlikte Rus sistemlerinden uzaklaşma, NATO ile tam birlikte çalışabilirlik ve Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri arasında ortak bir operasyonel resim oluşturulması hedefleniyor. Rafale, F-16V ve gelecekte F-35 uçaklarının aynı ağ merkezli yapıda yer sistemleriyle entegre şekilde görev yapması planlanıyor.Sözleşme aşamasının Mart ayı sonuna kadar tamamlanması amaçlanırken, ilk bağlayıcı kararların 2026 içinde alınması ve sistemin on yıllık bir takvimde tam kapasiteye ulaşması öngörülüyor. C2 sisteminin “Made in Greece” niteliği kazanması halinde, kalkanın yalnızca ithal bir savunma çözümü değil; geliştirilebilir ve sürdürülebilir ulusal bir mimariye dönüşmesi hedefleniyor.Kaynak: On Alert