METİN AKTAŞOĞLU / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr Bir süredir İran açıklarına yığınak yapan ABD, İsrail'le birlikte sabah saatlerinde İran'a saldırı başlattı. ABD Başkanı Trump yaptığı ilk açıklamada "Kısa bir süre önce ABD, İran’da büyük çaplı muharebe operasyonlarına başladı" derken “İran, nükleer programı yeniden inşa etmeye çalıştı. ABD ve diğerlerini tehdit eden uzun menzilli füzeler geliştiriyor. İran asla nükleer silaha sahip olamaz. ABD ordusu büyük bir operasyon yürütüyor. İran'ın deniz filosunu yok edeceğiz" şeklinde konuştu.Trump “Kayıplarımız olacağını biliyoruz. Her savaşta bu olur ama bunların hepsini geleceğimiz için yapıyoruz” derken İran cephesinden “Daha önce uyarmıştık, siz başlattınız ama bitişi sizin elinizde olmayacak” açıklaması geldi. İsrail ordusu sosyal medya üzerinden yaptığı son paylaşımda İran'dan İsrail'e yoğun füze saldırısının başladığını duyurdu.İsrailli yetkililer operasyonun ilk saatlerinde İran'a gerçekleştirilen saldırının müzakerelere rağmen aslında haftalar öncesinden belirli olduğunu ve hazırlıkların ona göre koordine edildiğini söylerken başkent Tahran’ın yanı sıra İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah şehirleri de hedef alındı.Gelen bilgilere göre Hamaney Tahran'da değil, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın öldüğü yönündeki iddialar ise asılsız. Netanyahu tarafından “Aslan'ın Kükremesi” ismiyle duyurulan operasyona karşı İran'ın misillemesinin boyutunun ne olacağı merak edilirken devam eden operasyonun ne kadar süreceği, hedefi ve yaratacağı etki de merak konusu. Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ve Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Milliyet.com.tr için değerlendirdi.'KUM SAATİ SON KUMLARINI ERİTİYORDU'Prof. Dr. Caşın, “Savaş aslında başladı. İki açıdan bakmak lazım. Birinci hedef, İran'ın denklemden düşmesi ve rejimin değişmesi; ikincisi hedef ise bölgeyi yeniden tasarlamak” diyor ve “Diğer taraftan esas mesaj Trump'ın dün söylediği lafta saklı. 'Müzakereden memnun değiliz' demişti; 'İran'a saldırmak için Amerikan ordusu kullanmak istemezdim ama mecbur kalıyoruz bazen' diyordu. Diplomatik açıdan baktığımızda İran'a yönelik büyük ölçekli bir saldırının başlaması için kum saati bana göre son kumlarını eritiyordu” şeklinde konuşuyor.Doç. Dr. Gözügüzelli de benzer bir çerçeve çizerken “Operasyon, yapılan yığınakla kendisini günbegün göstermekteydi” diyor ve “Sahadaki gerçeklikler ve diplomasi dili aslında iki ayrı dil olarak kullanıldı. Bugün İran'a yönelik yapılan saldırı, bölgemiz açısından ciddi bir tehlikedir” ifadelerini kullanıyor.Alıntı MetniMeselenin bölgede yaratabileceği etkiye özellikle dikkat çekmek gerekiyor. Doç. Dr. Gözügüzelli, Türkiye'nin arabuluculuk rolünün son derece önem arz ettiğini ifade ederken operasyonun ciddi bir şekilde bölgeyi istikrarsızlığa ve “meşruiyetsizliğe” itme riski taşıdığının altını çiziyor ve şu vurguyu yapıyor:“Bu gördüğümüz noktada bugün bölgede İran üzerinden aslında farklı bir projeksiyon var. Evet, İran tehlikeli bir ülkedir ama İsrail'in bölgemizdeki ihlalleri bu kadar devam ederken, altılı ittifak kurma çabalarına, silahlanma faaliyetlerine devam ederken bu coğrafya her zaman tehlike altındadır.”Trump'tan İran'a saldırıyla ilgili ilk açıklama! 'Her yere bombalar yağacak'Doç. Dr. Gözügüzelli'nin vurgusundan yola çıkarak aslında değişen dünya düzeninin yarattığı tablo da iyice görünür olmakta. Yani ortada görünür bir denge unsuru yok ve ABD ile İsrail “zorba siyasetini” dilediği gibi yürütüyor. Peki nereye kadar?'ABD, DONANMASININ YÜZDE 41'İNİ ORTA DOĞU'YA GETİRDİ'“ABD'de birtakım tepkiler var ama şu anda denklemi değiştirecek düzeyde değil. ABD, 1991'deki Körfez Savaşı'ndan bu yana en büyük yığınağını yaptı... Donanmasının yüzde 41'ini Orta Doğu'ya getirdi” diyen Prof. Dr. Caşın, Rusya'nın hem kendi devam eden savaşını hem de sınırlarındaki 2 milyon Yahudi'yi gözeterek müdahil olamayacağını ifade ediyor. Çin'in ise ABD ile ticaretini riske atmayacağını dile getirirken aslında 'savaşın kazananının Çin olduğunu' ifade ediyor:Alıntı MetniDoç. Dr. Gözügüzelli ise “Uluslararası sistem değişiyor ve dünya devletleri yeni güç dengeleri kurulması için rekabet içerisinde. ABD bölgede kendi uydu devletlerini oluşturmak istiyor ve bu bağlamda İsrail'in genişletilmiş Siyonizme dayalı politikaları öne çıkıyor. Bu gerçeklik hiçbir zaman yok olmadı. Barış söyleminde bulunmak büyük hata olur. Bu bir zorba siyasettir” diyor ve şöyle devam ediyor:“Bu, uluslararası hukukun açık ihlalidir. Bugüne kadar yazılan kodların, insan haklarının altüst edilmesidir. Devletlere eşitlik ve egemenliğine saygı ilkesinin tamamıyla yerle bir edilmesidir. Bundan sonra daha farklı kırılganlıklar, çatlaklıklar göreceğimizin de aynı zamanda mesajıdır. Çünkü bu tip operasyonlar bir domino etkisi yaratabilir. Yani bu sadece İran özelinde kalmaz. Bunun bu bölgede devam etmesi demek, bölge ülkeleri açısından, Türkiye açısından ve diğer ülkeler açısından da riskler barındırır. Çünkü uluslararası sistemin öngördüğü düzen değil, tamamıyla karşısında bir haydutluk stratejisiyle, bir zorbalık siyasetiyle bir politika ortaya konmakta. Bugüne kadar konuşulmayan söylemlerle hukuk varmış gibi ilerletilmeye çalışılıyor. Bu kabul edilemez.”'TÜRKİYE NE ZAMAN İSTİKRAR YÖNÜNDE ADIMLAR ATSA...'Operasyonun bölgeye muhtemel etkisini, İsrail'in Siyonist emellerle giriştiği işbirliklerine değinmeden ele almak mümkün değil. Konuya bu çerçeveden Türkiye açısıyla bakan Doç. Dr. Gözügüzelli, “Farkındaysanız Türkiye ne zaman istikrar yönünde bölge ülkeleriyle ciddi bir ilerleme sağlamaya çalışsa, diğer taraftan bunu bozmaya çalışan; bölgesel istikrar olmasın, bölge halkı refaha girmesin, enerji kaynakları doğal kaynaklarından istifade edemesin diye bu tip çatışmaları hep Orta Doğu'ya yüklemeye çalışıyorlar” ifadelerini kullanıyor ve ekliyor:Alıntı MetniBu çerçeveyi Prof. Dr. Caşın da çizmekte. “Bu, amiyane tabirle bizim sırtımıza da bir hançer. Beğenmesek de İran, Kasr-ı Şirin'den beri 'her türlü numarayı çekse de yanı başımızda duruyor” diyen Prof. Dr. Caşın, İran'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumasının önemine vurgu yapıyor. Aynı zamanda Tanker Savaşları'na da bir hatırlatma yapan Prof. Dr. Caşın, operasyonun petrol piyasalarında ciddi bir kriz yaratma ihtimalini de vurguluyor.PEKİ POTANSİYEL GÖÇ SORUNU?Son olarak bir göç dalgası riskinden de söz etmek gerek. Önümüzdeki günlerde yaşanacaklar, ortaya böylesi bir insani krizin çıkıp çıkmayacağını gösterecek. Prof. Dr. Caşın son dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da altını çizdiği hazırlıklara dikkat çekerken “Suriye'den aldığımız dersle ileride tampon bölgede kurabilir” diyor. Öte yandan hem Hakan Fidan hem de MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın dün yaşanan Pakistan-Afganistan çatışmaları çerçevesinde de diplomatik görüşmeleri arabuluculuk pozisyonuyla sürdüreceğini vurguluyor.Doç. Dr. Gözügüzelli ise “Bölgemizi daha fazla göç krizine, daha fazla istikrarsızlığa itecek gelişmeler arasında yaşıyoruz. Türkiye'nin arabulucu rolü bu bağlamda son derece önem arz ediyor” diyor.Savaş başladı! ABD-İsrail, İran'ı vurdu: Tahran'dan Tel Aviv'e füze yağmuruSon dakika...İran Orta Doğu'daki ABD üslerine füzeli saldırı gerçekleştirdi!